Uzun dönem XT660Z Yamaha Tenere incelemesi

0
8.042 okunma

CBF 600 ten ayrıldığımdan beri yaklaşık altı aylık bir süreç geçti. Bu dönemde PCX 125 vardı ama çok da keyif almadığım için kış boyunca pcx i kullanmadım. Ofisim yakın olduğu için giderken genellikle ya yürüdüm ya da bisiklete bindim. Karbonmonoksit emilimi açısından olumlu geçen bu süreç benim açımdan darlayıcı bir süreçti.

Kafamda bahara doğru motosiklet almak vardı fakat hangi modeli tercih edeceğimi de bilmiyordum. Bir süre akışına bırakmaya karar verdim. Fuarın yaklaşmasıyla birlikte kendimi google da motosiklet modellerine bakarken daha sık bulmaya başladım. Uzun süre NC700x ile Yamaha Diversion arasında kaldım. Ana hedefim yaz kış her gün, az yürür maliyetli bir modele binmekti. Yamah Diversion tabii ki böyle bir model denemez. Dört silindirli model yaklaşık 19750 TL gibi bir fiyataydı. Tabi yağ değişimlerinde 4 lt yağ, buji değişimlerinde 4 buji vs. vs. gibi genel sarf malzemesi fazlalığı, günlük tüketimde 4,5 lt belirtilen tüketimin benim kullanımımda 5,5 – 6 lt lere çıkacağını bilmeme rağmen CBF600 den sonra bana en yakın gelen model diversion dı. Fakat yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı vazgeçtim. Bir de Mart 15 e kadar teslim alamıyordum.

Daha sonrasında yine gönlüm Honda ya kaydı. NC700x i düşünmeye başladım. Fuar öncesi 21000 TL fiyatı olan Honda NC700x fuardan sonra zamlanacak diye duydum. Gerçi Euro specli model 20500 e satılıyordu ve fuardan sonra gelecek olan modeller Euro spec olacağı için belki fuarda zam gelmezdi veya gelse bile 21000 TL ye alınabilirdi. Fakat fuar öncesi ödeme yapmayı teklif etsem de hiçbir Honda bayii mevcut fiyattan satış yapmayı kabul etmedi. Teslim tarihi 15 mart bile olsa Honda bayilerine satın alma isteğimi kabul ettiremedim :) Tabiiki hepsi satış yapıyorlardı fakat fuar sonrası fiyat için kapora alarak. Fiyatının ne olacağı belli olmayan bir modele de fuara gitmeden kapora yatırmak bana saçma geldi. Bu modeli düşünmemin tek sebebi düşük yakıt sarfiyatı ve BMW F650 ye benzeyen düşük ağırlık merkezi nedeniyle kullanım kolaylığıydı. Diversion ile karşılaştırıp hesap yaptığımda aradaki benzin farkı iki model arasındaki fiyat farkını (yaklaşık 1250 TL gibi) yaklaşık bir senede çıkartıyordu. 2013 Ocak başına kadar Honda’nın getirmesi muhtemel CB500 modeli için bekledim. Honda bu modeli NC700 e yaklaşacak fiyatı sebebiyle bu sene getirmemeye karar vermiş. Bu bende bir hayal kırıklığı yaratınca NC700 ün yüksek vergi dilimi, seneye CB500 getirilirse ne ikinci elde düşmesi muhtemel piyasası vs. nedeniyle tercih etmedim. En önemlisi devir bandının 6500 de redline a girmesi ve redline a girdiğinde duvara çarpmış gibi makinanın deviri 7000-7500 den 6000 lere indirmesiydi. Yani içime sinmeyen birşeyler vardı ve bu da her şeyin bir nedeni olduğunun bir kanıtıydı.Bloga da uzun uzun fuar öncesi neden NC700 ü seçeceğime dair bir yazı yazdım. Yazarken bir de baktım ki yazıda almayı tercih etmektense almamak için onlarca neden vardı.

Yazmak bence en iyi öğrenme yollarından biridir. Sınavlara çalışırken yazarak çalışırdım. Aslında motosikletli yaşam blog da bir çalışma eskizi gibi. İşin iyi tarafı aylar hatta yıllar sonra o gün yazdıklarımı okuyup bilgilerimin veya bir şeye ait görüşlerimin ne kadar da değişebildiğini gözlemliyorum. Diversion mu NC700x mi diye düşünürken de blogda bu modellere ait yazılarımı okudum. Deneme günlerinde neler hissettiğime dair yazdıklarımı okuyunca unuttuklarımı hatırladım. NC700x ve Diversion incelemelerini buradan bir kez daha paylaşayım da sizler de hatırlayın.

http://motosikletliyasam.wordpress.com/2012/05/28/honda-nc700x-incelemesi/

http://motosikletliyasam.wordpress.com/2011/07/27/yamaha-diversion-xj6-–-4-2-lik-bir-arkadas/

Tam ne yapacağım diye düşünürken Kaan Özkan çay içmeye bize uğradı. Kaanı YBR varken onun KTM 640 Adventure u ile yaptığımız offroad denemesinden hatırlarsınız. Linki aşağıda ;

http://motosikletliyasam.wordpress.com/2011/05/30/uzun-donem-yamaha-ybr-125-esd-kullanim-izlenimleri/

Kaan’ın bu süreç boyunca sürekli dile getirdiği “Abi boşver NCyi, Tenere al Tenere” sözünü yüzyüzeyken de söylemesiyle birden “Tamam yahu, kafayı yiicem artık” deyip Tenere ile ilgili soruşturmaya başladık. Tenere deyince aklımıza ilk gelen Rüzgarın İzinde Serkan Söğüt oldu. Kendisi geçtiğimiz yaz Murat Cengiz le birlikte Tenere si ile 100 gün boyunca 17.000 km yaparak Afrika’yı boydan boya geçti. Kendisini daha öncesinde Alplere dünyanın çeşitli yerlerine motosikletle yaptığı seyahatleri de yine blogundan takip edebilirsiniz. Sırada Moğolistan var. Moğolistan’a da XT660Z Tenere si ile gidecek !!

http://www.ruzgarinizinde.com/afrika/

ve Tenere ile ilgili Serkan’ın notları da aşağıdaki linkte bulunabilir ;

http://www.ruzgarinizinde.com/gezi-tuyolari/yamaha-660-xtz-tenere-ile-afrika-yollari/

İlk olarak Serkan la bir telefon görüşmesi yaptım. 5 dk lık telefon görüşmesi sonrasında kararımı vermiştim. Tenere leniyordum.

Sonuç olarak 7 şubatta Yamaha XT660Z Tenere mi teslim aldım.

ABS siz Tenere yi seçtim. Bunun en önemli sebebi ABS li versiyonun aküsünün deponun altında olması ve müdahale etmek gerektiğinde depoyu çıkarmak gerekmesiydi. Açıkçası çok çok az da olsa offroadsal aktivitelere girmek istiyorum Tenere ile. Yani offroad dediğim stabilize yola girmek. Şimdi bu durumda ormanın ortasında sökmekle uğraşamam diye düşündüm. İleride garanti süresi geçince belki kolay bakımlarını kendim yapabilirim diye düşündüm. ABSli versiyon 86 cm sele yüksekliğine sahip(ABSsiz 89 cm). Ön amortisörde de aynı şekilde 3 cm esneme payı farkı var. Bunun yanında ABSli versiyonun deposu 22, ABS sizversiyonun deposu 23 lt. Aradaki 1 lt fark gözle fark edilmiyor. Unofficial bir bilgi de vereyim. Offroad a girerken ABSyi kapatmak isterseniz, orta sehpaya alıp gaz verince ABS devreden çıkıyor,ABSsiz kullandıktan sonra kontak kapatıp açtığınızda ise ABS yeniden devreye giriyormuş. Haa bunu yapıp da sonra ABSyi bozarsanız bana söylemeyin. Dediğim gibi bu yöntem unofficial. ABS BMWlerde olduğu gibi bir düğme ile henüz aktive-deaktive edilemiyor. ABSli versiyonun deposu biraz daha dik ve aynı zamanda kontak anahtarı kısmı bu sebeple biraz daha çukurda kalıyor. ABSsiz versiyonda offroadda kullanıma uygun ufak tefek farklar, ufak dokunuşlar var. Geçtiğimiz gün Serkan la bir araya geldiğimizde dikkatli bakınca fark ettik. Örneğin ABS siz versiyonun zincirinin hem üstünde hem de altında makaralar var, bu makaraların özel bir ismi var mı bilmiyorum. Sanırım bu makaralar zincir darbede veya harekette oynarsa hizasını kaybetmesin diye var. Bunun yanında yükseklik olarak arada bariz fark belli oluyor. Gerçi benim ön amortisörlerim en yumuşak halinde, Serkan’ın motorunda ise orta sertlikte idi. Bunun yanında ABS siz versiyonda ön amortisör ayarları hemen gidon un üzerinde ve ulaşması kolay, ABSli versiyonda ise farklı bir yerde(tam nerede bilmiyorum). Bizim üstünkörü bakmamızla farkına varmadığımız ufak tefek başka farklar da vardır. Sonuçta bana ABS siz versiyon daha basit ve Tenere nin ruhuna daha yakın ve fiyat olarak da 2000 TL uygun geldi. Ayrıca motoru hemen satın alabilecektim ve bu sebeplerden ABSsiz versiyonu tercih ettim.

Serkan la bir araya geldiğimizde konuştuğumuzda o bugüne kadar gözlemlediği ufak tefek ayrıntılardan da bahsetti. Örneğin motorun gösterge saatinin altındaki bölümde 2 elektrik çıkışı bırakılmış. Biri aküden biri de kontaktanmış. Özellikle gösterge paneli kısmı bilindiği gibi roadbook, gps vs. için kullanılabiliyor. Ve bu bölgede oldukça geniş yer var. Üst kısmındaki demire de bu tür ürünler yerleştirilebiliyor. Motorun ön kısmında bostan gibi alan var. Tak takıştır. Hatta telsiz konduğu gibi veya 42 ekran televizyon bile koyulabilir :)

Tenere nin kornası çok ince ve bipbip şeklinde. Genel olarak ilginc bir şekilde motor çok ince uzun olduğundan mıdır nedir trafikte pek saygı görmüyor. Bi de bu komik korna olunca adamdan sayan yok. Honda CB125 in yüksek sesli kornasından sipariş ettim. Haftaya stoğa gelecek ve takılacak. Fiyatı da 17 TL :)

Gösterge panelinde devir göstergesi analog, diger göstergeler ise dijital. Ben devirde özellikle dijital göstergeden nefret ediyorum(Ne yazık ki son dönem Hondalarda genellikle dijital kullanılıyor). Sürüşte de sürekli gözüm deviri kontrol ettiği için 6 60 ın geniş büyük devir göstergesi beni çok mutlu etti. Dijital bölümde hız göstergesi, tripmetreler (1 ve 2 olacak şekilde) ve benzin ışığı yandıktan sonra kalan tahmini km tripmetresi var. Özellikle tahmini kalan yakıt tripmetresi beni çok mutlu etti. Depo rezerve düştükten sonra aktif oluyor sanırsam. Ama bu tip bir enduro model için ince düşünülmüş bir ayrıntı.

Bunun yanında çanta çözümlerine gelecek olursak. Yamaha nın standard yan çantaları çok kullanışlı. Diğer yan çantalara göre hacim olarak 33 lt olması dezavantaj olarak dursa da,bu yan çantaların bağlantı demirleri neredeyse varla yok gibi. To sebeple çok da kullanışlı ve şık da duruyor. Fakat bu çantalarla kombin olan Yamaha orijinal topcase bence çok küçük. Üzerinde Yamaha yazmasına rağmen şıklığı küçüklüğünü unutturmuyor.

Ben çanta olarak aşağıdaki çantayı tercih ettim. Yalnız çantanın aleminyum kısımlarını siyaha boyatarak kullandım. Aşağıdaki video İlhan İrem şarkılarını anımsatsa da resimden daha fazla bilgi verecektir.

Çanta seçimlerinde başka bir konuda Tenere nin deposunun plastik olması ile ilgili depoüstü çanta kullanılamamsı. Yani aslında Tenere gibi birçok modelde hem ağırlık yönetimi hem de maliyet açısından plastik depolar kullanıyor. Touratech in ve şimdi hatırlayamadığım bir diğer markanın özel çantaları var. Çünkü özellikle deponun benzin doldurma bölgesinin dik olması da her depo üstü çantanın da uymamasına neden oluyor. Bir de yurtdışında görülen böyle kayışlı mayışlı çözümler var ki bence gerek yok.

Tenere’nin öncamı oldukça kararında.Benim boyum 179 ve 100 km üzerinde de oldukça iyi rüzgar koruması sağlıyor. Tenere ye ait bir şehir efsanesi bu rüzgar olayı inanmayın. Cam gayet yeterli, ilerde yetmezse puig cam alırım veya puige benzer formda burada yaptırırım, olur biter.

Tenere ye karşı en büyük önyargım birinci viteste veya vites düşürürken torktan dolayı motorun çok yığılacağıydı. İnanılmaz şekilde böyle bir durum yok. Kompresyon tam kararında. Yine tenere nin en büyük şehir efsanesi titreşimle alakalı. Titreşim rahatsız edici değil. 7000 devirden sonra aynalarda titreşim görülüyor. Onun dışında uzun yolda aynı devirde sıkıcı olur mu bilemem. İleride göreceğiz.

Şehir içinde tenere insanı biraz gangster yapıyor. Boş kaldırımlar yüksekliği ne olursa olsun cazibe merkezlerine dönüşüyor. :)

Daha önceki yazılarda yazmıştım Yamaha’nın aynalarını genel olarak Honda modelleri ile karşılaştırdığımda. Yamaha aynalarının fantastik olduğunu yazmıştım. Tenere’nin aynaları o kadar da fantastik değil.En azından şimdilik. Ben enduro motorlarda motorun ön kısmına yakın oturmayı sevdiğim için aynalara çok yaklaşmış oluyorum. Bir de motorun yüksekliği itibariyle de aynalar yüksekte kalınca görmek zor oluyor. Ben de tabi zamanla alışacağım. Şimdilik ebayden ayna uzatıcı alarak çözüm aldım. Yaklaşık bir cm öne gelen aynalar , 4 cm kadar da yükselecek. Yoğun trafikte binek araçların yanından geçerken aynalar şu anki haliyle üstte kalıyor fakat jiplerin yanında geçerken aynalar çarpıyor. Bu extender ile bu sorun da çözülecek. Yalnız internetten ayna yükseltici alacaksanız mutlaka Yamaha ya uyumlu olduğundan emin olun (açıklamasında yamaha yazsın). Zira ayna yükselticide universal ebatlar Yamaha ya uymuyor. Sanırım diş genişliği veya yönü ile ilgili bir farklılık var.

89 cmlik sele boyunu hiç indirtmedim. İndirmek için önden ayarlamak/amortisorleri sertleştirmek bir çzöüm olabilir. Ben yiğitliğe sığdıramadım. Eğer alışabilirsem bu şekilde kullanabilirim diye düşündüm. İyi ki de öyle yapmışım, ikinci günden bu yükseklikte sürmeye alıştım. Bu arada amortisor sertleştirmek de boyda ciddi bir fark yaratmıyor. Yurtdışında satılan lowering kitler var ama eğer boyunuz 175 altındaysa ABSli versiyon sizi daha rahat ettirebilir. Sele hem sürücü hem artçı için genel olarak gayet rahat diyebilirim.

Motor koruma demiri olarak Hepco Becker in motoru kısmını(motosikletin alt kısmını) saran modelini aldım. Siparişi verildi, gelmesi bekleniyor. Bunun dışında Kappa , Givi nin modelleri motorun üst grenajını da koruyor ama motorun çok şık olan yan yazılarının üzerinden geçiyor. Farın hemen altından birleşiyor. Bence kötü bir seçim. Bir de motorun sag ve sol grenajındaki gri çıkıntılı kısımlar grenaj koruma görevi görüyor. Bu parçaların kırılması, hasarlanması halinde uygun fiyatları ile değiştirilebildiğini duymak bu motor koruma demirini seçmemde etkili oldu.

Rahmi Barutçu Hoca Motorbike dergisi için Tenere ile ilgili inceleme yazısı yazdığında gagasız enduro başlığı altında tenere yi incelemişti. Daha sonra Mototalden Süha Bey kendi blogunda bu yazıyı paylaşmıştı. Attapirati blogu da takip etmenizi tavsiye edeyim bu vesileyle. Yazının linki aşağıda ;

http://attapirati.com/blog/?p=8266

Bu gagasız enduro durumunu engellemek için gerekli çalışmalar yapıldı. Kaan’ın KTM 640 ında eskiden kullanılan gaga Çanakkale den yola çıktı. Fakat orijinal üst çamurluğu çıkardıktan sonra ön kısımda oldukça büyük bir boşluk kaldı. Genel kanı bu şekilde yüksek hızda kafanın sallanacağı yönünde oldu. Bu sebeple gagayı takmaktan vazgeçip orijinaline sadık kaldık.

Değişim sonrasına motor şöyle iken ;

tenere

Şuna benzeyecekti ama olmadı;

Motoplus tan Daytona elcik ısıtmalarımı aldım ve taktırdım. Elcik koruma konusunda halen karar veremedim. Bir fırsatını bulduğumda taktıracağım.Seçenek olarak Touratech in, Barkbusters ın ve Yamaha nın orijinal elcik korumaların arasında orijinal yamaha elcik korumaları tercih edeceğim kısmetse.

11DW0748XX00_HR

Tenere’nin üzerinde gelen lastikler Metzeler Tourance. Bunun dışında 2 lastikle daha gelebiliyormuş, bunlardan biri scorpion, diperi nedir bilmiyorum. Benim gibi daha önce CBF 600 kullanan biri için yol ağırlıklı ıslak performansı iyi olan bu lastik uzun süre yeterli olacak gibi gözüküyor. Yurtdışı forumlarda 25000 km kadar gittiği gibi bir fikir oluştu. Göreceğiz kısmetse. Genel olarak benim için ıslak performansı çök önemli olduğu için, ilk etapta söyleyebileceğim lastiklerin ıslak performansı oldukça iyi.

Yine yurtdışı forumlarda ohlins arka amortisor özellikle offroad sürüşler için tavsiye ediliyor. Ben amortisor değiştirmeye gerek kalmadıkça zaten yol ağırlıklı kullandığım için orijinal arka amortisorle devam edeceğim. Bunun yanında ön amortisoru de yol koşulları ağırlıklı kullandığım için bir takozla salınımını azaltabilir veya çok elzem olursa daha sert bir amortisore geçebilirim. En kötü takozla halledilir gibi geliyor. Göreceğiz.

Tenere ile birlikte hayatımda ilk defa motosiklette rodaj yapmak da kısmet oluyor. Özellikle ikinci el motosiklet kullanırken genelde şanssız olduğum durumlar oldu. Hiç gözükmeyen arızalar ben motosikletleri üzerime alınca ortaya çıkmaya başladı. Evrene çok pozitif mesaj vermeyen bir adam olarak bu durumdan
daders çıkarttım :) Bu sebeple sıfır motosiklet almak fikri oluşmuştu. Öğrendiğim kadarıyla rodajda bir devirde uzun süre gitmemek, devirler arasında mümkün oldukça dolaşmakta fayda var. İlk 500 km de daha yumuşak, sonrasında ise hafiften yedire yedire vites arttırmakta fayda var. Daha fazla detay vermeyeyim, yanıltmış olmak istemem. Zira konu önemli Rodaj 1600 km sürecek. Bitince rodajı nasıl yaptığıma, sonrasında motorun tepkilerinin neler olduğuna dair ayrı bir yazı yazarım.

Motorun artçı konforu oldukça iyi. Eşim CBF 600 den sonra oldukça rahat etti. Ben de artçı olarak binerek de denedim, çok rahat olduğunu düşünüyorum. Selenin özellikle artçı bölümü daha yumuşak ve rahat. Seleden bahsetmişken, selenin kumaşı nubuk gibi kaymaz bir kumaş. Su ile yıkandıktan sonra bir bezle silindiğinde anında kuruyor. Sele baştan sona başarılı. Artçı konforu da yeterince iyi.

Tenere ile ilgili yurtdışındaki forumlardan en fazla bilgi aldığım siteler XT660.com ve Adventure Rider siteleri oldu. Linkleri aşağıda bulunabilir.

www.xt660.com
www.advrider.com

Özellikle şu anda 88 sayfayı bulan Tenere fotograflarının ve farklı modların paylaşıldığı aşağıdaki başlık, ilgi çekici, zaman verilesi bir başlık ;

http://advrider.com/forums/showthread.php?t=423225

Tenerem beyaz renk. Ben arabada ve motosiklette beyaz rengi pek sevmememe rağmen sedefli beyaz rengin üzerindeki kırmızı Tenere yazılı geçişler, gri plastik parçalarla beyaz renk Tenere çok güzel görünüyor.Bunun yanında tazzikli suyla yıkamak yeterli, ne şampuana gerek var ne de cilaya. Suyu sıkınca tertemiz oluyor. Siyah CBF600 ümde sadece suyla yıkasam da siyah üzerinde lekeli kalıyordu. Tenere de çamurlu olması motosikletin şanından da olsa yıkanınca da bir o kadar güzel duruyor.

Egzost için ise Tenere’nin köşeli standart egzostları oldukça şık.

LP0091BK yamaha_xt660z_tenere_2008_46_1024x768

 

Fakat insanın aklı yine Yamaha’nın aksesuar listesinde olan akrapovic egzostlara gitmiyor değil.

Tenere_XT660Z_akrapovic


Bunun yanında görüntü olarak Leo Vince güzel gözükmese de ses olarak bence oldukça şık bir alternatif.
leovince_yamaha-xt660z_tenere-3_z3

Fakat ben standard egzostta kalmaya karar kıldım. Çünkü Leo Vince 1500 TL, Akrapovicler ise 2500 TL gibi rakamlarda. Yurtdışındaki amcalar katalitik konvertoru iptal edip, tek egzosta dönmüşler fakat bu bence çok kötü görüntü ve gereksiz yüksek ses demek. Bir de konvertor iptali muayene zamanında tekrardan orijinal egzostu konvertoru monte ederek takmak gerekliliğini doğuracak. Zira çift egzostlu diger modellerde konvertor iptali gerekmediği için susturucu halleriyle muayene de uygunlar. Videodaki MTC egzostda yurtdışından oldukça uygun fiyata bulunabiliyor. Bu arada videoda egzostun sesi dk. 1.10 da başlıyor. Benim gibi sabırsızsanız diye söylüyorum :)

Öncelikle motora ilişkin olarak performans odakli bir geliştirme yapmayacağım. Tenere den daha hızlı gitmesi, daha güçlü olması gibi bir beklentim yok. Bence mevcut gücü benim ve aslında bir çok kullanıcı için gerçekten çok yeterli.

Tener aslında offroad a da yakın bir motor olarak gözükse de yol karakterine daha yakın bir motor. Eğer sadece offroad için Tenere alıp kullanmak isterseniz Touratech ten özellikle sıvı haznelerinin korumalarını almakta fayda var. Özellikle soğutma sıvısı haznesi oldukça büyük ve açıkta.

XT660Z tenere beş vitesli. 120 km üzeri hızları çok deneyemedim ama beş vites bana yeterli gibi geldi.

Orta sehpa almamak konusunda uzun süre direndim ama sonunda dayanamayıp siparişini verdim. Motoru park ettiğimde hacim olarak büyük olduğu için Tenerenin rahat rahat sığdığı bir yer bulmaya çalışıyorum. Motor yeni diye mi bu kadar dikkat ediyorum bilmiyorum ama sanki birisi kurcalarsa düşecek gibi geliyor. Motorun park halinde dik durması da böyle hissettiriyor olabilir.Bir önceki motorum olan CBF 600 le yan yana durduğundaki farkı aşağıdaki resimde görülebilir. XT660Z çöl devesi gibi…

Yaklaşık 400 km kadar oldu. Motora da alıştım diyebilirim. Sürüş hissiyatına gelince beklediğimden de çok mutluyum şimdilik. 140 km sürati gördüğüm oldu, Bu hıza kadar kafa oynaması, aşırı titresim vs. yoktu. 130 da çay demle, otur iç. O kadar rahat.

Motor deviri mantıken 4500 gibi en yüksek tutunmayı vermesi gerekiyor fakat 5000 devir gibi olursa insan virajda daha tutunduğunu hissediyor. 4 silindirden sonra farklı gelen bir özellik, 4000 – 5000 devirde viraja girdiğimde elcik hareketinde ufak bir oynama bile motorda harekete neden oluyor. Geniş devir aralıklı CBF600 de doğru devir aralığında viraj içindeyken motor elcik hareketine bu kadar hassas değildi. Yani aslında genel olarak CBF600 de devirdiğin devir fazla da olsa devir aralıklarındaki tepkimeler bu kadar net, kesin değil. Bilmiyorum tam demek istediğimi anlatabildim mi? Yani tenerenin rolanti deviri 1500 2000 arası, bu devirden sonra sanki her devirin daha fazla bir anlamı var. Yani tork özellikle düşük devirde de etkin olduğu için motor her hareketinize yanıt veriyor. Örneğin CBF 600 de 5000-6000 devire kadar evde kimse yoktu. Bu şehir içinde daha sakin bir sürüş sağlıyordu. Fakat Tenere de de tortortor bir durum yok. Her devirde gayet güzel.

Tabi 4 silindir bir makina ile tenere’yi karşılaştırmak saçma oluyor ama ister istemez son motosikletim CBF600 olduğu için Tenere ile sürüş karakteristiğinde de farklılıklar oldu, oluyor. Hep yeni motoruma göre kendimi adapte ediyorum ve ister istemez “aa bak cbf te boyleydi bak bu böyle ne rahat” şeklinde yorumlarım oluyor sürerken. Genel olarak CBF te şöyleydi aman bunun böyle olması çok sinir dediğim birşey neredeyse olmadı.

Sürüş olarak beni en rahat ettiren ve en çok hoşuma giden yüksekte olmak ve trafiği bu sebeple çok rahat takip edebilmek oldu. Önünüzde bir kamyonet veya benzeri yüksek bir araç yoksa 2-3 araç öncesini daha rahat takip edebiliyorsunuz. Aynı şekilde gerinizdeki araçlar da sizi yukarıda görüyorlar. Motorun ağılık merkezinin aşağıda ve ince olması şehir içinde inanılmaz bir rahatlık sağlıyor. Eğer bu motosikleti satın alacaksanız mutlaka ve mutlaka sürüş eğitimi alın ve eğitmeninizin size yavaş manevra yaptırmasına-çalıştırmasına dikkat edin. Motorunuzla eğitim sonrasında da yavaş manevra çalışın, yüksek kukalar koyun ve çok yavaş hızlarda arasından geçin. Motor yüksek olduğu için özellikle yavaş manevra zorlaşabiliyor. Ben CBF600 de özellikle bu konuya çok ağırlık gösterdiğim için Tenere de hiç sorun yaşamadım. CBF600 de depo özellikle doluyken saga sola yıgılma oluyor gibi oluyordu. Tenere nin benzin deposu oluklu olduğu için depo 23 lt olmasına ragmen tam bile dolu olsa agırlık yığılması olmuyor.

Tabi bu ön amortisor kaldırımlara çıkarken veya kaldırımlardan inerken muazzam rahatlık sağlıyor. Tenere varmış, rahatlık varmış. :) Keçe patlatır mıyım, amortisor çatlatır mıyım diye korkmak tarihe karıştı :)

Dördüncü vitesten beşe atınca devirde pek bir azalma olmuyor. Beşinci vitese geçince 5000 devirden sonra hızlan hızlanabildiğin kadar durumu var. Bir altıncı vites olmadığını söylemiştik, bencee gerek de yok. Yani keşke altı vitesli olsaymış demedim. Beşinci viteste 5000 devirde 140 görüyorsam 6000 7000 devirleri görmesem de olur.

Hızlanmalarda özellikle devir düşük ve vites yüksekse helikopter sesi gibi bir ses geliyor ki, XT660Z tenere ye dair en sevdiğim özellik bu ses oldu. Sırf bu ses için motora binesim geliyor.

Virajlara alıştım diyebilirim ama daha rodaj sebebiyle performanslı viraj almıyorum. Şu anda 400 km deyim. İlk hafta sonunda yaklaşık 550 km olacak. 2 haftaya kadar yağ değiştiririm. 1600 kmyi bir aya kadar bulurum sonra kendi sürüş düzenime geçebilirim. Şile yoluna gitmemek için kendimi zor tutuyorum.Gidersem gazlarım ve rodaj mantığından ilelebet uzaklaşmaktan korkuyorum :) oyunu kuralına göre oynayalım, önce rodaji bitirelim :)

XT660Z ye dair herkesin bir fikri var. Tamirci ortamlarında, sokakta, orada burada motoru gören senelerce kullanmış gibi yorumlar yapıyor. Çoğunun yaptığı yorumlarla motosikletin alakası yok. Çok bilen memleketimin motosiklet camiası özellikle eski kasa XT660 kullanmış olup o motora dair görüşünü Tenere ye yamamakta çok başarılı. Dinlemeyin. Benim yazdıklarıma da güvenmeyin. Kendiniz deneyin. XT660Z yeni nesil, keyifli bir motosiklet. Herkesin bir çok özelliğini seveceğine inancım tam.

Genel olarak Yamaha’nın bayilerinde ve servislerinde ilk anda hissettiğim bir boşluk hissiyatı oluştu. Tenere nin anlamı Tuareg dilinde çöl veya “boşluk” anlamına geliyormuş. Umarım Yamaha, Tenere ismini seçerken bu boşluk kastetmemiştir :) Örneğin bayinin birine bir aksesuar fiyatı soruyorum, bayilerde fiyat verecek kişi o an yoksa telefonunuzu bırakıyorsunuz, sizi arayan fiyat veren vs. olmuyor. Sonra öğreniyorsunuz ki o sırada stokta o aksesuar bulunmadığı için arayıp fiyat verme gereği duymamışlar.

En kötüsü Servislerde genelde “one man show” var. O tek adam o sırada mal almaya gittiyse, “abi sen istersen yarın bir uğra” (!) diyebiliyorlar veya haftaiçi bir gün saat 10:00 da bir servise gittiğimde “abi şu an çok yoğunum, akşam 4 gibi gelsen” denilebiliyor. Eminim bu tek kişiler de gerekli eğitimleri almış, işinin ehli, işini severek yapan arkadaşlardır ama bu durumda ne yazık ki tek adamın serviste ne kadar tecrübeli olduğunun, servisin Japon yamaha standardlarına ne kadar uygun olduğunun vs. önemi kalmıyor. İşin hem ustası, hem çırağı hem de kalfası karşınızda tek kişi olunca insanın aklı ister istemez kalıyor.

Kafama takılan bir başka mevzu da Yamalube konusu. Yamaha’nın kullandığı yamalube markasının bendeki marka algısı oldukça düşük. Yamaha’nın alt markası olan Yamalube yamaha motorlara uygun yağ(“!” her nasıl oluyorsa) üretiyor olabilir ama piyasada üretim teknolojisinde ve R&D olarak Motul, Shell, ipone gibi markalar kadar rekabetçi olduğunu düşünmüyorum. Kalite olarak da standard bir yağdan fazlası olduğunu sanmıyorum. Bilgim eksikse lütfen yorum yaparak düzeltin.

Biliyorum ki 1000 bakımdan sonra Honda veya Yamaha dışında bir marka tercih etmiş olsaydım kesin Motul kullanacaktım. Ben yine 1000 bakımda Motul yağımı yanıma alıp yamaha servisten bunun kullanılmasını isteyeceğim. 1000 bakıma gelene kadar da mümkün oldukça yamaha bayilerini dolaşmaya ve içimin sineceği bir yamaha yetkili servisi bulmaya çalışacağım. Daha şu yamaha servisi tamamdır diye içime sinen bir servis ne yazık ki olmadı. Servis için arayıştayım.

Tenere’den çok mutluyum. XT660Z ABSsiz versiyonu denemenizi tavsiye ederim. Kilometreler arttıkça www.motosikletliyasam.com adresinde, bu yazıyı revize edeceğim.

Motosikletli yaşam blogu facebooktan takip etmek ve yeni yazılardan haberdar olmak istiyorsanız, facebook grubuna üye olabilirsiniz ;

Serkan Küçükler

https://www.facebook.com/groups/133548306719337/

Twitterdan takip için ise ;
http://www.twitter.com/MotosikletYasam

 

129,532 total views, 0 views today

Kendi profilinizden yorum yazabilirsiniz...

comments

TEILEN
Önceki İçerikKAWASAKİ Z800
Sonraki İçerikSürüşün 3 Vazgeçilmezi..
Türkiye ve Dünya dan Motosikletle ilgili haber,bilgi,detay ne varsa toplamaya ve 5 yıldır burada paylaşmaya çalışıyoruz. 25 yıllık ciddi motosiklet kariyerimizi en iyi şekilde kullanmak, artık hayatta olmayan dostlarımızı anmak yanımızdakilerle güzel günler geçirmek istiyoruz.